AKCİĞER KANSERİNDE KAPALI AMELİYATLARIN OLUMLU ETKİSİ

AKCİĞER KANSERİNDE KAPALI AMELİYATLARIN OLUMLU ETKİSİ

Akciğer kanserinde kapalı ameliyat

akciğerin anatomisi

Akciğer anatomisi

Akciğer kanserinde kapalı ameliyatlar, daha ileri yaşlardaki veya nefes darlığı, obesite ve ilave hastalıklara sahip hastalara, daha az komplikasyon ve daha çabuk iyileşme oranları ile cerrahi tedavi şansı vermektedir.

Akciğer kanserinin cerrahi tedavisini daha iyi anlayabilmek için kısaca akciğerin anatomisinden bahsetmek istiyorum;

Sağ akciğer soldan biraz daha büyük olup, anatomik ve fizyolojik olarak akciğerlerimizin %55’ini, sol akciğer ise %45’ini oluşturur.  Sağ akciğer üst, orta ve alt lob olmak üzere 3, sol akciğer  üst ve alt lob olmak üzere 2 lobdan oluşur. Sağ orta lob nispeten küçük olup üst ve alt lob esas oranı oluşturur. Erken evre akciğer kanserinde standart cerrahi tedavi tümörün oluştuğu lobu çıkarmak anlamına gelen lobektomidir. Lobektomiye ilaveten lenf bezlerinin örneklenip, çıkartılması ameliyatı tamamlar. Bazen her iki lobu tutan kanserlerde iki lob veya bir akciğer tamamen çıkartılabilir.

Evre 1 ve Evre 2 Akciğer kanserinde, standart tedavi olan lobektomi, açık veya kapalı ameliyatlarla yapılabilir. Açık ameliyatlar, torakotomi denilen göğüs kafesinin yan tarafından, kaburgaların arasından yapılan kesi içinden gerçekleştirilir. Kaburgalar metal bir ekartör yardımı ile açıldığından, kaslar kısmi olarak kesildiğinden, ameliyat sonrası ağrı ve solunum fonksiyon kaybı daha fazla olur. Bu da hastanın nekaheti ve günlük işlerine dönmesi için belli bir süre gerektirir.

Kapalı ameliyatlar, “videotorakoskopik veya VATS lobektomi” olarak adlandırılır.  Kapalı ameliyatlarda, daha küçük kesiler yapıldığından ve metal ekartör kullanılmadığından, kas hasarı ve travma minimaldir. Erken dönemde ağrı ve solunum fonksiyon kaybı ve komplikasyon oranı daha az olur, böylece hasta daha kısa sürede iyileşir. Bu da daha kısa sure hastane yatışına neden olur. Hastalar günlük hayatlarına daha çabuk döner.

Tıbbi teknolojinin gelişmesi ile daha az invaziv cerrahi yöntemler giderek daha fazla kullanılmaktadır. Teknolojinin tıbba katkıları ile operasyonlarda kanamayı minimale indiren enerji aletleri, otomatik dikiş atıp dokuyu kesen “stapler” denen makineler, hareket kabiliyeti yüksek cerrahi diseksiyon aletleri geliştirilmiştir. Ayrıca yüksek çözünürlüklü, hatta 3 boyutlu görüntüler elde edilmesi ile çok daha küçük kesilerden uygulanan kapalı operasyonlar ile akciğer kanseri ameliyatları daha az travmatik ve daha güvenli olarak yapılmaktadır. Bu yöntemler sayesinde, hastalar daha büyük ameliyatları, açık ameliyatlara göre daha iyi tolere edebilmektedir. Eskiden ameliyat edilemeyecek olan yüksek riskli hastalar, akciğer kanserinin yegâne tedavi şansı olan cerrahi tedaviden yararlanma şansına kavuşmaktadır. Örneğin; KOAH ve nefes darlığı olan, solunum kapasitesi sınırda olan hastalar, kapalı ameliyatlar ile ameliyat sonrası kısa sürede nekahet dönemini atlatmaktadırlar.

 

Kapalı ameliyatların avantajları;

Düşük komplikasyon oranları, daha az kan kaybı, azalmış kan transfüzyon gereksinimi, hastanede daha kısa yatış süresi, azalmış ağrı ve ameliyat sonrası ilaç gereksinimi, normal diyete daha çabuk dönüş, göğüs drenlerinin daha kısa süre kalması, çabuk iyileşme ile normal aktivitelere dönüş ve daha az yara izi ve daha iyi kozmetik görünümdür.

 

Açık ameliyatlarla karşılaştırıldığında,  kapalı ameliyatlarda operasyona bağlı olarak bağışıklık sisteminin baskılanmasının daha az olduğu ve bunun iyi sonuçlara katkısı olduğu düşünülmektedir.  Bu görüşü destekleyen kanıtlar giderek artmaktadır.

Göğüs cerrahisinde video yardımlı veya torakoskopik olarak adlandırdığımız kapalı ameliyatların uygun hastalarda açık ameliyatlara üstünlüğü kanıtlanmıştır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir